DOLAR 6,9752
EURO 8,2234
ALTIN 443,00
BIST 9,1250
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 34°C
Sıcak

Hasan Kılavuz yazdı: 27 yıl geçti, bir kere bile özür dilemediler

Hasan Kılavuz yazdı: 27 yıl geçti, bir kere bile özür dilemediler
REKLAM ALANI
02.07.2020
164
A+
A-

“…Ama çok iyi bilindiği gibi görüntünün arkasındaki asıl güç, şeriatçıları besleyen, büyüten ve ordulaştırıp devrimcilerin, ilericilerin, Alevilerin üzerine salan, katliamları yaptıran, devlet içinde kümelenen halk düşmanı sivil çetelerdi. Bugün iktidar olanların içerisinde Sivas’ta canlarımızı diri diri yakan halk düşmanlarının gönüldeşleri vardır…”

 

ARA REKLAM ALANI

 

 

 

HASAN KILAVUZ

Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şube Başkanı

 

 

Alevilerin hafızasında unutulmayan tarihi günler vardır. Bu günlerin acıları ilikten kemiğe ruhumuza işlemiştir. Silmek istesek de olmuyor.

2 Temmuz 1993 böyle bir gündür. Bundan 27 yıl önce Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Festivalinin dördüncüsü organize edilmişti.

Kültür Bakanı ve il Valisinin müsaadeleri alınarak, festivale Türkiye’nin çeşitli yerlerinden, ozanlar, ses sanatkârları, yazar ve araştırmacılar, semah dönen gençler davet edilmişti.

Omuzlarında sazları, heybelerinde deyişleri, güven veren gül yüzleri, umut dağıtan yürekleri, korkusuz haykıran dilleri, yangın yerinde dosta kenetlenen elleri, işte onlardır Kızılbaş Alevi halk ozanları.

Davetlilerin büyük çoğunluğu Madımak Otelinde misafir ediliyorlardı. 2 Temmuz günü Sivas’ta hava gergin ve kurşun gibi ağırdı.

Gün Cuma idi, camiden çıkan cemaatle birlikte bir takım şeriat heveslileri, Ozanlar Anıtını yerde sürükleyerek parçaladılar.

Toplumu kışkırtarak,  “Ya Allah Bismillah Allahu Ekber’’ deyip Madımak Otelini taş yağmuruna tutup ateşe verdiler.

Yaşasın şeriat, şeriat gelecek zülüm bitecek.”

2 Temmuz 1993,Sivas’ta tekbir seslerinin unutulmadığı, planlı programlı katliam günüdür.

Ateşi tutuşturanlar, 35 canımızı diri diri yakanlar görünümde şeriatçıydılar.

Ama çok iyi bilindiği gibi görüntünün arkasındaki asıl güç, şeriatçıları besleyen, büyüten ve ordulaştırıp devrimcilerin, ilericilerin, Alevilerin üzerine salan, katliamları yaptıran, devlet içinde kümelenen halk düşmanı sivil çetelerdi.

‘Halk düşmanlarının gönüldeşleri iktidarda’

 

Bugün iktidar olanların içerisinde Sivas’ta canlarımızı diri diri yakan halk düşmanlarının gönüldeşleri vardır.

Bağnaz şeriat mensuplarının ruhunda, sevgi tohumlarının yeşerdiği yer olmamıştır.

Hep öfke, kin, kibir ve katliam vardır, hep de din adına.

Asırlara yayılmış gerici gelenek değişmedi bu topraklarda.

Şiddet ve inkâr tarihsel bir miras olarak kutsandı ve taşındı günümüze.

Kültürel zenginliğin beşiği yapılmayan bu topraklar, kültürel katliamların toplu mezarlıklarına dönüştürüldü.

Geçmişte atalarımızın, bu gün bizlerin yaşadığı bu topraklarda daima ayrımcılığın, imhanın, inkârın ve istismarın hedefine konan Alevilere, istisnasız bütün iktidarlar her gün kendi cellâtlarının ismini hatırlatarak yaşamayı zorunlu kıldı.

On binlerce Alevinin katili Yavuz Selim ismi her Alevinin hafızasındadır.

Onun ismini Türkiye’de sembol bir köprüye verdiler.

1937- 1938 yılında Dersimde her türlü zulmü yapan General Abdullah Alp Doğan ismi Tunceli’nin içindeki mahalleye verildi.

1943 yılında suçsuz ve günahsız 35 sivili Van’ın Özalp ilçesi Seyfo deresinde kurşuna dizen General Mustafa Muğlalı’nın ismini kışlaya verdiler.

Türkiye’de hiç bir demokratik açılım inandırıcı olmadı.

Bu topraklardaki farklı inanç ve kültürlere hiçbir zaman tahammül edilmedi.

Sivas’ta Pir Sultan ismine, Âşık Veysel heykeline, semah dönülüp deyiş söylenmesine izin vermeyen zihniyet var oldukça, hiçbir demokratik açılım Alevilerin acısına merhem olmaz.

İktidarlar katilleri koruyup kolladı, Refah Yol iktidarının adalet bakanı, sanıkları cezaevinde ziyaret etti.

Sanıkları savunan avukatlar ilerleyen yıllarda Ak Parti ve Saadet partisinde belirli görevlere getirildiler.

Sivas Madımak davasının savcısı Muammer Ünsoy sanıkların bir kısmını serbest bıraktı ve yurt dışına kaçmalarına göz yumdu.

27 yıl geçti, bir kere bile özür dilemediler

 

Bu savcı Yargıtay’a terfi ettirilerek ödüllendirildi.

Sanıklardan biri ceza evinde evlendi, çocuğu oldu ve adını Hizbullah koydu.

Madımak Otelinde yakılan 35 canın katili, saray tarafından affedilip ceza evinden çıkarıldı.

27 yıl içerisinde gelip giden iktidarlar ve hâlen iktidar olanlar tek bir sefer olsun mağdur ailelerden ve Alevi camiasından özür dilemediler.

Bir kez olsun Diyanet işleri başkanlığı kendisine bağlı 100 bin camiden hiçbir Cuma hutbesinde bu olayların müsebbiplerine, yani insan yakanlara lanet okutmadı ve onları kınamadı.

Ama unutulmamalı ki bedeli ölüm bile olsa, o affedilip serbest bırakılan kişi, milyonlarca Alevinin vicdanlarında hep mahkûm kalacaktır.

 

‘Yalnızca pirlerimizin önünde, cemlerimizde diz kırdık’

 

‘’Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan’’ diyen Pir Sultan’ın talipleri hiçbir zalim gücün önünde diz çökmedi. Yalnızca pirlerimizin önünde ve cemlerimizde diz kırdık.

Sivas Şehitlerimizin aziz ruhları şad, devirleri daim ola.

Eşit yurttaşlık, barış ve kardeşlik her dem bizim şiarımız olsun.

Bu topraklarda bir daha Madımak olayları yaşanmaması dileğiyle…

Şehitlerimizin cümlesini saygıyla anıyorum.

 

 

Fotoğraf: ABİDİN YAĞMUR arşivi

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.