DOLAR 7,5660
EURO 8,8210
ALTIN 455,23
BIST 9,6672
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 31°C
Gök Gürültülü

Münevver Özgenç yazdı: Mevsim güze dönerken…

Münevver Özgenç yazdı: Mevsim güze dönerken…
REKLAM ALANI
28.08.2020
24
A+
A-

Ölümlerde sorumluluk payı olanlar bu denli rahat toplumun karşısında.  Yüzlerine en ufak bir vicdan azabı yansımadan! Dedim ya geçmişin hesabı görülmeyen bu ülkede, yarınların derdindeyken,  Ebru da gitti işte…  Herkes için adil yargılanma hakkı isterken! Bunca vakitsiz, bu kadar erken!

 

ARA REKLAM ALANI

 

 MÜNEVVER ÖZGENÇ

 

Ne müjdeler avutur beni ne bir eğlence

Bir yürek sızısıdır inceden ince

Memleket hasreti, sıla özlemi

Mevsim güze dönünce…

Bu sebepten günlerdir dört dönüşüm. Geldiğin yere gönülden bağlansan da bulacakmış gibi sanki, ayrı düşüleni yitirdiğin yerde. İlle de zamanı geldiğinde…

Gitmek bu yüzden

Bir gece yarısı ayrıldığın şehre

Tam da bıraktığın ayda, EYLÜL’e karşı

İnce bir kabuğu kanatır gibi

Her yıl yeniden…

Eski bir yarayı sağaltır gibi…

Ne var ki ne geçmişin hesabı soruldu bu ülkede, ne de yarınlardan yana görünürde bir ışık!

Kırk yıl önce en güzelim kuşağa kıyıp, çoğumuzu yerinden yurdundan eden o uğursuz darbenin ardından, tüm hesaplar tutuyor bir bir, ne kadar kıvranırsan kıvran!

Olanın olduğu, ölenin öldüğüyle kaldığı bu topraklarda hesap sormaya değil, unutmaya koşulluyuz çünkü toplum olarak ilk başta. Geriye işlemez bizde toplumsal bellek; onar, yirmişer, kırklarla, bazan daha fazlası da ölsek!.

En iyisini bilirler ki takdir-i ilahi adına ölümlerin kutsanmasından, asıl sebebin sorulup sorgulanmamasından geçer bunun yolu. Bütün gayret, yazgı-kader adına kabulleniş, boyun eğiş için.

Bu yüzden sel felaketinin yaşandığı Giresun’da vatandaşa dua, sabır, tevekkül ve tahammül öğütlenmesi. İsyan etmeyin denmesi!.

Bunun için Diyanete bütçeden aslan payı; bu devran böyle dönsün, bu saltanat hep sürsün diye!..

Aynı kabullenişi, aynı telkini yıllar önce, bir Ağustos sabahı (2008) Konya Balcılar’da kaçak kuran kursundaki patlamada on sekiz kız çocuğu öldüğünde, Aladağ’da (2016) bir akşam vakti on kızımız yandığında görüp duymadık mı hepimiz?

2009’da, Marmara’da yine selen giden yirmi üç can. Sayısız maden faciası! Sayısız deprem! Hangi birini saysam? Bu denli kolay yitirip, kolay unutmak; olabilir mi bu toprakların yazgısı?

Çare sorgulamakta gerçeği; kandırılmayı, uyutulmayı. Kabullenmemek yok sayılıp hor görülmeyi!

Akıl ve bilime yüz çevirip, gericiliğin, dogmanın, kör inancın, ilkelliğin giderek ağırlaşan karanlığında çaresize, yoksula, ölümlerden ölüm beğenmek kalıyor  yoksa!

Önü alınmayan Corona ki bugünlerde en fazla! Nice vatandaşın yanında en değerli doktorlarımız, sağlık emekçilerimiz yiterken…

Ölümlerde sorumluluk payı olanlar bu denli rahat toplumun karşısında.  Yüzlerine en ufak bir vicdan azabı yansımadan!.

Dedim ya geçmişin hesabı görülmeyen bu ülkede, yarınların derdindeyken,

Ebru da gitti işte…

Herkes için adil yargılanma hakkı isterken!

Bunca vakitsiz, bu kadar erken!

 

Böyle güzel gülerken

Mevsim güze dönerken…

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.