DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 16°C
Yağışlı
http://www.mersinyasam.net/wp-content/uploads/2020/11/dikey-scaled.jpg

Münevver Özgenç yazdı: Ekim eylülün artçısı…

Münevver Özgenç yazdı: Ekim eylülün artçısı…
REKLAM ALANI
12.10.2020
55
A+
A-

“…Bu ülkede kolay yoldan zengin olmanın, köşe dönmeciliğin yolu bencillikten, ikiyüzlülükten, yağcılıktan, güçlüden yana olup güçsüze çelme takmaktan geçerken epeydir, düzenle barışmak yerine bu köhnemiş, kokuşmuş sisteme şöylece bakıp geçmeyi seçtin. Ölmek için daha ne kadar da gençtin…”

 

ARA REKLAM ALANI

 

MÜNEVVER ÖZGENÇ

 

Münevver Özgenç

“Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir/ Gönlümün kıyısına vurur”

Ne güzel  duyumsatmış yüreğinin sesini, yazan.

Derseniz ki , EYLÜL’ de geçti gitti, nedir sende bu hazan

Dinmez mi bu yürek sızısı;

Ne de olsa EKİM, EYLÜLün artçısı!

Ülkemde akıl almaz işler olurken –duydum ki son olarak, Medeni Yasa’ya savaş açmış yobazın birisi–  benim aklım Eylülün son haftasında takıldı kaldı doğrusu; arkasında bir intihar mektubu bırakıp intihar eden Furkan. Bu da on sekizinde bir fidan! Elim kaleme varmadı işte. Günlerdir, gülümseyen fotoğrafı gözümün önünde her an.

Ölümlere üzülmek insan olmanın gereği; kaldı ki ülkemde yok yere, zamansız ölümler binbir türlü. Hepsinin acısı acımdır elbet. Ama kimileri var ki bana daha çok dokunur bazan.

Başka türlü yanarım. Arkalarından birkaç sözcük yazmazsam eğer vicdanım dargın sitemlerinde boğulur kalır sanırım. Belki de onlara dair başka yakınlıklar kurarım.

Yıllar önce Yugoslavya iç savaşı sırasında yaşanan Srebrenitsa Katliamında

(11-22Temmuz 1995) annesinden koparılıp ölüme götürülen on beş yaşındaki bir erkek çocuğun sonradan okuduğum hikayesini unutamamıştım günlerce. Benim oğlum da on beş yaşındaydı tam o zaman.

Yine, 12 Eylül dönemi kayıplarından oğlu Cemil Kırbayır’ın kemiklerine kavuşamadan, evlat hasretiyle ölen Berfo Anam. Belli ki bir şekilde yarana değmiştir yaram!

105 yaşına kadar direnen, Cemil’imin kemiklerini bulmadan ölmem diye

Herkesin anası bir kere ölür dese de şair; öldüğünde bir hançer bölmüştü benim de yüreğimi yeniden ikiye. (Şubat2013)

Sonra, geçen yıl bu zamanlar ağabeyi tarafından sözde töre-namus adına öldürülen İrem. Urfa illerinden ailesiyle geldiği Mersin’de. Karnında bebeğiyle daha on yedisinde.

Geçtiğimiz Nisan ayı başında türkülerini özgürce söyleyebilmek için girdiği ölüm orucunda yitirdiğimiz Grup Yorum üyesi Helin Bölek.

Adın direnişti soyadın Bölek

Elbet kırılır çarklar bunu hep bilek

Seni de unutmaz bu gamlı yürek

Mert ağlayıp, namert gülüşür iken.

Daha hangi birini saysam? İster yüz beşinde olsun, ister on sekizinde; bu toprakların yazgısı mıdır günyüzü görmeden ölmek, bin bir mihnetle.

Ya Furkan? On sekiz yaş nedir ki! Hangi ara büyüyüp bu çarklara kapıldın?

Öyle erken ayırdına varmışsın ki bu topraklarda hüküm süren haksızlığın, eşitsizliğin, sömürünün, zorbalığın, insanın insana yaptığı hoyratlığın. Yani gerçeğin; insanı inciten her şeyin.

Kimi yaşıtların muktedirlerin gölgesinde yoksul halkın sırtından gemicikler, filolar, holdingler kurup yan gelip yatarken, bir araba, bir ev hatta herhangi bir şey edinebilmek uğruna bir ömür tüketmeyi değer görmemişsin sen.

“Belki de bu kadar derin, bu kadar hassas bir insan olmamalıydım” diyorsun ya, bence son mektubun okullarda yurttaşlık dersi olarak okutulsun. “Karıncayı bile ezmemeye özen gösterdim. Evde bir arı veya böcek olsa bile onu öldürmek yerine bardakla alıp özgür bıraktım, yemekten arta kalanları çatıya kuşların aç kalmaması için attım.”

“Daha iyi bir dünya için elimden geleni yaptım.”

Senin yaşlarda bazı gençlerin kedileri, köpekleri tekmeleyip, kuyruğunu kestiği, hatta kedi idam ettiği bir acımasızlık-vahşet- düzeninde giderek doğaya ve hayvanlara zaman ayıramamayı önemsediğin değerlerinden yana kendinde bir eksiklik olarak görmüşsün.

Bu ülkede kolay yoldan zengin olmanın, köşe dönmeciliğin yolu bencillikten, ikiyüzlülükten, yağcılıktan, güçlüden yana olup güçsüze çelme takmaktan geçerken epeydir, düzenle barışmak yerine bu köhnemiş, kokuşmuş sisteme şöylece bakıp geçmeyi seçtin. Ölmek için daha ne kadar da gençtin.

Ah Furkanım. Ah evladım! Dilerim yazdığın gibi burada bulamadığın huzuru gökyüzünde bulursun.

Başka ne diyebilirim ki senin için.

Bunca haksız, zamansız, yersiz hele de genç ölümler olurken sözlerin ne hükmü olur?

Kim bilir, kaç zaman daha

Aşınan kayalar gibi ruhum/ Suskun, yorgun öylece durur(*)

 

Söz: Cansın Erol

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.