DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 16°C
Parçalı Bulutlu
http://www.mersinyasam.net/wp-content/uploads/2020/11/dikey-scaled.jpg

Münevver Özgenç yazdı: Benzemez kimse sana- İzmir…

Münevver Özgenç yazdı: Benzemez kimse sana-  İzmir…
REKLAM ALANI
06.11.2020
32
A+
A-

“…Arama-kurtarma çalışmaları bitti; Evli evine, köylü köyüne. Acıları, yasları, dertleriyle başbaşa şimdi İzmir. İnanıyorum ki çok geçmeden, hep birlikte saracaklar yaralarını.  Bizimse, iki bebek kalacak belki de belleklerimizde yalnız.. Elif bebek.  Bir de Ayda  bebek. Annesiz… Teselli edeceğiz, uzaktan…”

 

ARA REKLAM ALANI

 

MÜNEVVER ÖZGENÇ

 

Son darbeyi ‘dağlarında çiçekler açan’ güzel İzmir’e vurarak gitti Ekim.

Sorulur elbet; Ekimin ne günahı var, asıl suçlu kim?

Deprem depremliğini yapar, sorumlusu kötü yönetim!

Gelmişiyle, geçmişiyle tüm.

Devlet olarak Yönetim Politikaları oluşturmada, uygulamada;

Tercihini hakça yaşatmaktan değil, doymak bilmez bir avuç azınlığın kârına kâr katmaktan yana kullanınca;

Toplumsal unutkanlığımız üzerine kurulu tüm hesaplar.

Hesap sormaya değil, unutmaya koşulluyuz çünkü toplum olarak.

Resmi rakamlara göre 18 binin üzerinde can yitiminin olduğu 1999 Marmara depremi unutulur gibi miydi yoksa!

23 Ekim 2011 Van,  9 Kasım Erciş depreminde 644 can daha.

2020 Ocak ayı sonuna doğru  41 yurttaşımızı yitirdiğimiz Elazığ.

Kolay unuttuğumuz için değil mi, çürük yapılardan dolayı hâla bunca yıkımlar?

Akla ziyan, İmar Barışı adı altında affı bile var!

Nasıl olsa bunu da unuturuz, unutturacak başka bir olaya kadar!

“Düzen böyle bu gemide/Eskiler gider yenide”(*)

Olanın olduğu, ölenin öldüğüyle kaldığı ülkemde.

Önümüzdeki günler, aylar kimbilir hangi acılara gebe?

Hangileri aklımızda; deprem mi, patlama mı, sel mi, sırf yaşadığımız bu yılda.

Şimdiden can kaybı on bini aşan coronayı bile unuturuz, bir bitsin hele.

Dağlarında çiçekler açan İzmir.

Yıkıntılarda binbir duygu birden yaşandı günlerdir.

İnsan olmanın türlü hâlerine dair…

Acı, üzüntü, gözyaşı, kavuşma sevinci, dayanışma, yardımlaşma, bölüşme.

Kızgınlık, öfkede var elbette!

Tümüyle bilinen,ülkenin deprem geçeğine karşı  kör-sağır olan, önlem almada gönülsüz davranan, sorumluluğu vatandaşa atan sorumlulara karşı.

Ve Umut.

Dünya şairimizin dediği gibi:  “ Umut binbir ayaklı”

Bu kez enkazda saklı; güneş olup aydınlattı zaman zaman  yüzleri, sevince boğdu bekleyenleri. Depremden 65 saat sonra üç yaşındaki Elif bebek,  91 saat sonra dört yaşında Ayda bebek.

Güzel haberleriyle Isıttı yürekleri. Tam da sevgisizliğe, kine, öfkeye, nefrete kesilmek istenildiği yerden.

Dört bir yandan arama- kurtarma ekipleri

Hak arayışına ara vererek koşup  Soma’lı gelen maden işçileri.

Aileler, komşular, akrabalar, tanıdıklar, bölge halkı,yakın civar.

Kentlisine anında el veren yerel yöneticiler.

Ya devlet yetkilileri? Uğradılar elbet ilk günleri.

Her afette ön safta görmeye alışık olduğumuz Diyanet İşleri Başkanının İzmir depremine ilişkin öğütler verdiğini duyan oldu mu sahi?

Depremi önüne geçilmez takdir-i ilahi, depremde ölenleri şehit olarak niteleyen.

“Dünya imtihan dünyası” “Bu dünya fani, İmtihan için dünyadayız” “Sabır-dua-tevekkül” diyen sözlerini?

Çünkü, başka illere benzemez izmir.

“Benzemez kimse sana, tavrına hayran olayım.

Akıl ve bilime kulak verir İzmir’li, çağdaştır, aydınlıktır beyinleri.

Baktığımızda, cansız ya da yaralı; depremden çıkarılanların apaydınlık hikayeleri.

Çoğu eğitimli, hayvansever. Evlerinde  kuşları, tavşanları, köpekleri, kedileri..

Yüzünden tanır; acıdan oy devşirme peşinde olanı.

Unutmaz; yıkıntılarda can pazarı yaşanırken, depremi mecliste ilk sırada gündeme almayanları. Onun yerine, çalışanların  ve çalışacak olanların üç kuruşluk kıdem tazminatı haklarını  budayıp, yok etme derdine düşenleri!

Arama-kurtarma çalışmaları bitti; Evli evine, köylü köyüne.

Acıları, yasları, dertleriyle başbaşa şimdi İzmir.

İnanıyorum ki çok geçmeden, hep birlikte saracaklar yaralarını.

Bizimse, iki bebek kalacak belki de belleklerimizde yalnız.. Elif bebek.

Bir de Ayda  bebek. Annesiz…

Teselli edeceğiz, uzaktan.

“Ağlama bebek, ağlama sende/Umut sende, yarın sende

Çok uzakta öyle bir yer var/ O yerlerde mutluluk var

Paylaşılmaya hazır bir hayat var”

Uzağı yakın etmenin çaresi ise bizde; bir boyun borcu olarak:

Sende, bende hepimizde …

 

(*) Abdurrahim Karakoç

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.