DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Mersin 16°C
Parçalı Bulutlu
http://www.mersinyasam.net/wp-content/uploads/2020/11/dikey-scaled.jpg

İHD: Milyonlarca insan evlerinde açlığa mahkûm edildi

İHD: Milyonlarca insan evlerinde açlığa mahkûm edildi
REKLAM ALANI
10.12.2020
25
A+
A-

İnsan Hakları Derneği Merkez Yönetim Kurulu üyesi İlhan Kılıç, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Getirilen yasaklar ile milyonlarca insan evlerinde açlığa mahkûm edilmiştir. İşsizlik ve yoksulluk en çok kadınları, çocukları ve mültecileri etkilemiştir” dedi.

 

ARA REKLAM ALANI

 

ESRA ŞASİ YAĞMUR

 

İnsan Hakları Derneği (İHD) Mersin Şubesi, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla basın açıklaması yaptı. Dernek binasında yapılan açıklamaya insan hakları aktivistleri katıldı. Açıklamadan önce Aralarında İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkanı Vahap Seçer, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mersin İl Eşbaşkanı Gülbahar Şöfer’in de aralarında olduğu kişilerin seslendirdiği Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi maddeleri videosu izlendi.  Ardından İHD Merkez Yönetim Kurulu üyesi İlhan Kılıç açıklamayı okudu.

Türkiye’de, son kırk yılın en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşandığını Covid-19 salgını ile birlikte bu tablo daha vahim bir görünüm kazandığını ifade eden Kılıç, “Bugün ülkede hem biyolojik hem de sosyal yaşamını sürdürülebilmesi için salgın koşullarında çalışmak zorunda olan milyonlarca insan bulunmaktadır. Yıl içinde yaşanan iş cinayetlerinin toplam sayısı içinde, tüm tespit zorluklarına karşın, Covid-19 nedeniyle yaşamını yitiren işçilerin sayısı azımsanmayacak bir orandadır. Getirilen yasaklar ile milyonlarca insan evlerinde açlığa mahkum edilmiştir. İşsizlik ve yoksulluk en çok kadınları, çocukları ve mültecileri etkilemiştir” dedi.

Mülteciler ırkçı saldırılara maruz kalıyor”

 

Türkiye’de mültecilerin her türlü ayrımcılığa ve istismara, nefret söylemine ve ekonomik sömürüye maruz kaldığını söyleyen Kılıç, “2020 yılında da yine kolluk güçlerinin yanı sıra sivil insanların da ırkçı ve nefret içerikli şiddetine maruz kalan mülteciler yaşamlarını yitirdiler. İnsan kaçakçıları tarafından para uğruna kandırılıp ölüme sürüklendiler. Salgının fiziksel, ruhsal, sosyal ve ekonomik tüm sonuçlarını en ağır bir şekilde yaşayan mülteciler, ne yazık ki toplumumuz açısından görmezden gelinen, hatta gözden çıkarılan hayatlar oldular” diye konuştu.

 

“Cezaevlerinde hak ihlalleri sürüyor”

 

Türkiye’de cezaevlerinin dolu olduğunu kaydeden Kılıç, cezaevlerinde hak ihlalleri, işkence ve sağlık hakkına erişim ihlallerinin yaşandığını savundu. Kılıç, “Covid-19 salgını açısından en riskli yerlerin başında hapishaneler gelmektedir. Salgın gerekçe gösterilerek mahpusların zaten kısıtlanmış olan hakları daha da kısıtlanarak yeni bir “normal” yaratılmak istenmektedir. Salgının ulaştığı boyut göz önüne alındığında yeni kayıplar ve hak ihlalleri yaşanmadan derhal söz konusu otoritelerin uyarı ve çağrılarına uygun yeni düzenlemeler yapılmalıdır” dedi.

“Yurttaşlar örgütlenemiyor”

 

2020 yılında kadına yönelik şiddetin arttığını belirten Kılıç yine yurttaşların örgütlenme özgürlüklerini kullanmadığını anlatarak şöyle konuştu: “2020 yılında kadına yönelik erkek şiddeti de maalesef artarak devam etti. Buna karşın siyasal iktidar, “Türk aile yapısını bozduğu”, “eşcinselliğe yasal zemin hazırladığı” vb. gerekçeler ile kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin bu konudaki yükümlülüklerini belirleyen İstanbul Sözleşmesi’ni hedef haline getirdi. Türkiye’de yurttaşlar, toplu olarak bir araya gelip eyleyemedikleri ve düşüncelerini açıklayamadıkları için örgütlenme özgürlüklerini de kullanamamakta, müşterek geleceklerini şekillendirmek üzere sivil ve kamusal alana örgütlü olarak katılamamaktadır. 2020’nin son çeyreği biterken siyasi iktidarın ortaya attığı insan hakları ve yargı alanında reform söylemleri ise bu tablo altında gerçekleşebilecek bir vaat olarak görülmemektedir. Gerçekten bir reform yapılmak isteniyorsa kuvvetler ayrılığı ilkesine dayalı yeni ve demokratik bir anayasanın yapılması ve geçmişle yüzleşmeyi sağlayacak gerçek bir çözüm sürecine girilmesi bir zorunluluktur. Bu adımlar atılmadan yapılacak şey reform değil, ancak uluslararası taleplere cevaben yapılan bir vitrin düzenlemesi olur

Açıklamadan sonra cezaevlerindeki politik tutuklularla dayanışma ağı olan Görülmüştür Ekibi ile tutsaklara dayanışma kartları gönderildi.

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.